Alan Değişikliği

Alan Değişikliği

Öncelikle, bir öğrenci 10. sınıfla birlikte, yaptığı alan seçimi ile aynı zamanda üniversite sınavı için alanına karar vermiş olur. Bu alan seçimi geri dönüşü olmayan bir yol olmasa da, geri dönüşü zor bir yoldur. Bir önceki yazıda belirttiğim üzere son anda alanınızı değiştirmektense, başlangıçta seçimi doğru yapmak her zaman çok daha sağlıklı bir yoldur. O nedenle de ne istediğinizi iyi tartmanız, kendinizi tanımanız ve daha yatkın olduğunuz alanın ne olduğunu görmeniz önemlidir.

Başlangıçta doğru seçim yapmak için geçen yazıda belirttiğim iki ana noktayı özetleyecek olursam; birincisi hangi derslerde başarılı, daha da önemlisi hangi derslerde başarısız olduğunuzu tespit etmelisiniz. Bir öğrenci Matematik ve Geometri derslerine karşı eğitim hayatı boyunca hiç başarı kaydedemediyse, eşit ağırlık ve sayısal alanlarına karşı temkinli davranmalıdır. Bunun tam tersi de geçerlidir. Eğer öğrenci ezber ve sözel yorumlama kabiliyetlerine sahip değilse o zaman da yabancı dil ve sözel alanlara karşı dikkatli olmalıdır.
İkinci önemli nokta ise meslek seçimidir. Meslek seçimi aslında apayrı bir yazının konusu. Kısaca üstünden geçmek gerekirse, seçmek istediğiniz alanın meslek yelpazesini ve o alanlardan mezun olanların yaptıkları işleri mutlaka iyi araştırmalısınız.
Gelelim bir öğrenci 10. sınıfta seçtiği alanını daha sonra değiştirirken doğru bir karar verir mi ? Bu konuda genel konuşmak gerekirse geç alınan her karar temelde sıkıntı yaratır. En basit mantıkla 3 yıllık bir alan maratonunda alan değiştirildiği anda diğerlerinin uzun zamandır koştuğu bir parkura tam başından olmasa da gerisinden başlanacağı aşikardır. Sayısal bölümden eşit ağırlığa geçişte durum diğerlerine göre bir nebze daha rahattır. Çünkü sayısal bölümün 10. sınıf müfredatı, diğer alanların derslerinin de bir kısmını içermekte. Reel bakacak olursak sayısal bölümde iyi bir öğrenci diğer alanlara geçerken genel manada büyük problemlerle karşılaşmayabilir. Ancak, diğer dallardan sayısala veya sözelden eşit ağırlığa geçişte öğrenci çok iyi düşünmelidir. Çünkü başlangıçta tercih etmekten kaçındığınız alana bugün koşmaya çalışıyorsanız, başlangıçta neden kaçtığınızı unutmuş olabilirsiniz. Bunları iyi analiz edip, emin olduğunuzda karar vermeniz doğru olacaktır.
Bir diğer nokta  da, yaş aldıkça bilinçlenerek ait olduğunuz mesleğin bulunduğu dala geçmek için alan değiştirmek istemek. Bu noktada da ben farklı alternatifleri de göz önünde bulundurmanızı tavsiye ederim. Birincisi yaşadığınız ülkenin Amerika Birleşik Devletleri olmadığını anlamalısınız. Yani, hukuk okuyup avukat olduğunuzda jürilerle dolu bol konuşmanın olduğu mahkemelerde çalışmayacağınızı bilmeniz gerekiyor. Ya da psikolog olduğunuzda seri katilleri bulmak konusunda FBI ile ortak çalışmayacaksınız. Bu noktada gerçekçi davranmanızı tavsiye ederim. Ancak, iyi bir sayısal öğrencisiyken psikoloji okumak istediğinize karar verince tabii ki eşit ağırlık alanına geçebilirsiniz. Ama öncelikle kendi alanınızda alternatifler aramalısınız. Mesela, tıp okuyup ardından psikiyatri uzmanlığı yapmak gibi.
Gördüğüm çok büyük bir yanlış da, sayısal bölümde ortanın üstü seviyedeki öğrencilerin bazılarında olan şu düşünce: “Sayısalda çok çalışsam da Boğaziçi’nin bir mühendisliğine veya tıpa giremem. Sayısalda kalıp İTÜ’ye gireceğime eşit ağırlığa geçer Boğaziçi işletme, iktisat gibi bölümlere yerleşirim.” Fakat bu tamamen yanlış bir algıdır. Boğaziçi işletme veya iktisatla Boğaziçi elektrik elektronik aynı değerde değildir. Ya da İTÜ endüstri mühendisliği, Boğaziçi iktisattan değersiz değildir.
Sonuç olarak alan değiştiren her öğrenci kaybettiği süreyi telafi etmek için bir kat daha fazla efor sarfetmek zorunda kalacaktır. Alan değiştiren her öğrenci unutmamalıdır ki alan değişimi psikolojik bir rahatlama sağlayacaksa da eğer öğrenci çalışma temposunu düşürmek amacıyla alan değiştiriyorsa bu işin sonunda kazançlı çıkmayacaktır.
Emre Solmaz – inekle Eğitim Danışmanı

2 Yorum

  1. sena

    29/12/2013 at 16:46

    keşke birileri benim zamanımda da bunları anlatsaydı

  2. neslihan

    29/12/2013 at 18:36

    Aynen katılıyorum. Keşke haberimiz olsaydı. Bu tavsiyelerin kıymetini bilin!

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir