Kıpçaklar: Tarihteki Yerleri ve Bizans Etkileşimi!

Türk Medeniyet için göçebelik elzem derecede önemlidir. Türk Medeniyeti, göçebelik ile dünyanın dört bir yanını keşfetmiş bunun yanında savaşları, sanatları, dış görünüşleri, örf, adetleri ve dilleri ile büyük izler bırakmıştır. Bu medeniyetin en büyük parçalarından biri ise hiç şüphesiz dilleri ve göçebelikleri ile Kıpçaklar’dır.

Kıpçaklar’ın Tarih Sahnesine Çıkışı ve Peçenekler

‘’ Kıpçaklar, güçlenenKıtay Devleti’nin baskısı ile batıya doğru harekete geçmiş Orta İdil boyunun Kıpçaklaştırıp, Aşağı İdil boyuna girip Hazarlar’ı ortadan kaldırıp, Peçenekler ve Uzlar’ı yerlerinden etmiştir. Kıpçaklar’ın İtil boyuna yürüyüşlerini tamamlaması takriben 1030 yılına denk gelmiş daha sonra 1060 yılına takiben Tuna’ya doğru ilerleyip, 1064’te Macaristan’a girmiş ve böylece Güney Rusya Bozkırlar’ı tamamen Kıpçaklar’ın eline geçmiştir. Daha sonra bu bölge İslam kaynaklarında ‘’Deşt-i Kıpçak’’ olarak geçmiş ve öyle kalmıştır.’’

‘’1087 yılında Bizans ve Peçenekler arasında vuku bulan savaş esnasında Peçenek başbuğu, Kıpçaklar’dan yardım istemiş ve Kıpçaklar yardıma gitmiştir. Bu vesile ile ‘’Kıpçak- Peçenek Türk Federasyonu’nu’’ kurmuş ve dış güçlere karşı milli birlik sağlamak istemişlerdir. Ancak bu beraberlik uzun sürmemiş, Silistre Savaş ile kazanılan ganimet paylaşılamamış ve iki büyük mücadeleye girilmiştir. Mücadelelerin kazanan tarafı Kıpçaklar olması ile Peçenekler, Selçuklu ile iş birliği yapmıştır. Anlaşıldığı üzere tarafların çıkarları ve hırsları yollarını ayırmış ve birbirlerini karşı karşıya getirmiştir.’’

Kıpçak ve Ruslar’ın Münakaşaya Girmesi  

Güney Rusya Bozkırları’na yerleşen Kıpçaklar, burada Ruslar ile komşu olmuşlar ve ilk defa 1054 yılında ‘’Polovetsi’’ adıyla Rus kaynaklarında isimleri geçmiştir. 1055 yılından 1092 yılına kadar olan süreçte Kıpçaklar, Ruslara ardı ardına akınlar düzenlemiş 1090-1110 tarihleri arasında da büyük bir üstünlük sağlamışlardır.

‘’Ancak bu üstünlük devam etmemiş zamanla Kıpçaklar’ı güçte düşürmüştür taa ki 1185 yılında ’Turan Taktiği’ ile büyük bir hezimete uğrayan Ruslar, bu yenilgiyi Edebiyatlarının en büyük eseri ve ilk destanı olan ‘’İgor’a’’ konu edinmişler ve bu tarihten sonra Ruslar ve Kıpçaklar antlaşma içerisinde yaşamıştırlar. Öyle ki bu antlaşma Moğol istilasına karşı birlikte olmaya kadar gitmiş ancak iki devlette istilaya karşı boyun bükmek zorunda kalmıştır.’’

‘’Boyun büken Kıpçaklar, Macaristan’a sığınmış ve memnuniyet ile Hristiyanlık dinini kabul etmişlerdi. Macaristan’ın bu cesaretli hareketi, İdil-Bulgar ilinin tamamı ile Kıpçaklaşmasına ve Bulgar dilinin ortadan kalkmasını sağlamıştır ancak Kıpçaklar’da güçten düşmüş Karadeniz’in kuzeyinde Altın Ordu Devleti kurulmuştur. Buna rağmen ‘’Deşt-i Kıpçak’’ tabiri kullanılmaya hatta daha da önem kazanmaya başlamış, bu tabir Türk Medeniyeti’ne büyük bir kültürel miras bırakmıştır.’’

Sonuç olarak Kıpçaklar, Rus knezlik tarihine ve Edebiyatlarına büyük bir etki bırakıp, Türk Medeniyeti’nin Ruslara tanıtılmasını ve Karadeniz’in kuzeyinin kendi adlarıyla anılmasını sağlayarak Türk Medeniyet’ine kültürel miras sağlamışlardır.

Kıpçak Bizans Etkileşimi ve Codex Cumanicus

‘’Daha önce belirttiğimiz gibi Bizans ile Kıpçaklar’ın ilk karşılaşması, Peçenekler’le birlikte olan Silistre Savaşı sırasında idi. Ancak anlaşmazlık sonucu yolların ayrılması ile Bizans, Kıpçaklar’ı yanına çekmiş ve Peçenekler’in üzerine saldırmak adına birlikte hareket etmek için antlaşma yapmışlardı. Ancak oluşan dostluk bir süre sonra değişmiş ve 1109 yılından başlayıp 1160 yılına gelinene kadar tedrici Kıpçak akınları ile devam etmiştir. Ancak etkileşim savaşlar ile sınırlı kalmamış, Venedik ticaret kolonileri ile sürmüştür. Kıpçaklar ticaret açısından büyük değer kazanmış hatta Kıpçakça’nın da içinde bulunduğu; Latince, Farsça sözlük olan ‘’Codex Cumanicus’’ yazılmıştır.’’

‘’Codex Cumanicus, Cenova ve Venedikli misyoner ve tüccarlar tarafından, din ve ticaret amacıyla yazılmış eserdir. İçerisinde Kıpçakça dil grameri, İncil tercümeleri ve Katolik ilahileri bulunmasının yanı sıra Kıpçaklar’ın şehir hayatına, inşaatına, mimarisine, çeşitli yemeklerine, demircilik ve madenciliğe, okul ve yazı işlerine, musiki, sanat ve eğlencelere, devlet yönetimine, elbiselere, mücevherata, tıbba, tatlılara, hesap işlerine, kokulu şeylere, hamamlıklara kısaca Kıpçak sosyal hayatına ve kültürüne dair birçok şey bulundurmaktadır.’’

Anlaşılmaktadır ki Kıpçaklar, sadece savaşları ile değil ek olarak dil, kültür, sosyal hayat, örf ve adetler olarak Türk Medeniyeti’nin batıda tesirini göstermiş, göçebelikle oluşan Türk akınını dünyanın dört bir yanına dağılmasını da sağlamıştır. Bunun yanında bu eser Kıpçaklar’ın bizim açımızdan ve dünya açısından bilinmesine, etkileşim içerisinde bulundukları diğer medeniyetlerin öğrenilmesine katkıda bulunmuş ve Kıpçaklar’ın ne denli önemli ve gerekli olduğunu göstermiştir.

Leave a Comment